 
Amerikan Eğitim Sistemi
Neden ABD'de Eğitim
ABD'de eğitim almak istiyorsanız ve ABD'nin eğitim sistemi ve üniversiteleri hakkında hiçbir fikriniz yoksa aradığınız her türlü bilgiyi bu bölümde bulabilirsiniz.
- Ne okumalı ve nerede okumalı?
- Çeşitlilik
- Farklılıklar
- Yön verenler
- Amerika'da okumak için on sebep
Belki uzun süredir Amerika'da öğrenim görmeyi düşlüyorsunuz, yada çalışmalarınızı veya kariyerinizi sürdürmek için İngilizce'nizi ilerletmeniz gerektiğini fark ettiniz. Belirli bir Amerikan üniversitesinde, alanınızda uzmanlaşarak geleceğiniz için en iyi yatırımı yapmış olacağınızı keşfetmiş de olabilirsiniz. Sebebi ne olursa olsun, hedeflerinizi gerçekleştirmek için şimdi ABD'ye gitmek istiyorsunuz. Amerika hakkında yazılar okudunuz, Amerikan filmleri ve videoları gördünüz ve belki daha Türkiye'den ayrılmadan Amerikalılarla konuştunuz. Ancak Amerika'da bizzat edineceğiniz yaşam tecrübesinin size dil konusunda ustalık kazandıracağını ve bu ülkeyi anlamanızda gerekli olacak kültür yakınlığını sağlayacağını biliyorsunuz.
Ne okumalı ve nerede okumalı?
Kendiniz için en uygun akademik dalda karar kıldığınızda okulunuzun fiziki koşullarının da amaçlarınıza uygun olduğundan emin olmanız gerekir. ABD'de okumak için yer seçimi söz konusu olduğunda coğrafya önemli bir rol oynar. Her zaman olduğu gibi, çeşitli hedefler belirlemeniz gereklidir. "Nerede okumalı?" sorusunun cevabı sadece bölgenin yaşam tarzını değil aynı zamanda coğrafyasını da içermektedir. Çoğu Türk öğrenci başlangıç itibarıyla Amerika'nın ne kadar büyük olduğunun farkına varamaz. Kıta ABD'si o kadar büyüktür ki dört ayrı zaman bölgesine ayrılmıştır: Doğu (Alaska ve Hawaii dışındaki tüm eyaletler); Orta; Mountain ve Pacific. Los Angeles'tan New York City'ye kesintisiz bir uçak seyahatinin altı saat sürdüğünü unutmayın; New York'tan Atlas Okyanusu üzerinden Londra'ya yapılan bir uçak seferi de yaklaşık bu kadar sürer. Tahmin edebileceğiniz gibi iklim koşulları da ABD boyunca değişir. Ülkenin güneyi bol güneşli ve ılımandır. Kuzey yarısı ise temel olarak Kasım'dan Şubat'a değin süren kış aylarında kar yağışı alır.
Kamu taşımacılığı vasıtasıyla geniş metropol bölgelerin kültürel imkanlarından yararlanabileceğiniz büyük şehirlerde yaşamayı isteyebilirsiniz. Hemen hepimiz Amerikan şehirleri hakkında önceden bir şeyler duymuşuzdur; Los Angeles, New York gibi. Gerçek şu ki, California ve New York 1997-1998'de yabancı öğrenci sayısı bakımından başı çekmekteydi. Eğer "farklı" tecrübeler yaşamak isterseniz ülkenin diğer birçok kentini de düşünebilirsiniz. Bunlar arasında Charlotte, Kuzey Carolina, Kuzey Doğu Pittsburgh, Pennsylvania; ülkenin orta kısmında bulunan St. Lois, Missouri; Güney Batı'da Phoneix, Arizona veya Kuzey Batı'da Oregon ve Portland sayılabilir. San Francisco veya yaşamak için Philadelphia kadar medyatik olmayan yerlerin yanısıra kırsal alanları da tercih edebilirsiniz.
Ülkenin uzak bölgelerinde akademik açıdan oldukça kaliteli çok sayıda okul bulunmaktadır. Tercih yaparken önemli olan, öncelikle akademik seçenekler hakkında ve daha sonra okulun içinde bulunduğu şehir ve toplum hakkında bir şeyler öğrenmektir. Nerede okumalı ile ne okumalı sorularına ortak bir zeminde cevap bulmak için göz önünde bulundurulması gereken bir çok detay vardır. Nihai kararın size ait olduğunu unutmayın.
Çeşitlilik
Amerikan toplumu ve coğrafyası çeşitlilik arz eder. Öğrenim görmek için nereyi seçerseniz seçin; tarih, gelenek ve görenekler bakımından yöresel bir kültür zenginliği ile karşılaşacaksınız. Amerika, hala yeni göçmenler kabul eden çok ırklı bir toplumdur. Öğrencilerin bazı bölgelerde dikkatli olması gerekirken, Amerikanın büyük çoğunluğunda sokaklar ve üniversite kampüsleri güvenilirdir.
Farklılıklar
Amerikan üniversiteleri Türkiye'deki üniversitelerden birçok yönden farklıdır. İlk olarak, sınıflar genellikle küçüktür. Sınıfların öğrenci mevcudu on ila yirmi arasında değişmektedir. Öğrencilerin ders esnasında tartışmalara katılması teşvik edilir. Öğretmenler ofislerinde öğrencileri kabul eder, hatta kahve ya da yemeklerini onlarla paylaşırlar. Öğrenciler ve öğretim görevlileri arasındaki yakın ilişki öğrencileri motive eder ve onları müfredata kişisel yaklaşımlar getirmeye yönlendirir.
Amerikan öğrencilerinin çoğu kampüste veya kampüs yakınlarında kalmayı tercih eder. Amerika'da öğrenim görürken birçok etkinliğe katılma, çalışma saatlerini ve boş zamanlarınızı diğer öğrencilerle geçirme şansınız olacaktır. Bu sayede dil yetenekleriniz gelişecek, öğrenci arkadaşlarınızdan, Amerikan kültürü ve herhangi bir Amerikan kampüsünde temsil edilen diğer farklı kültürler hakkında bilgi edinebileceksiniz.
Yön verenler
Amerika'da öğrenim görürken teknolojideki en son gelişmelere şahit olacaksınız. Seçtiğiniz alanda, öncü bilim adamlarıyla karşılaşma ve hatta onlarla çalışma şansınız dahi olabilir. Bu site, söz konusu heyecanlı akademik yolculuğa atılmanızda nerede çalışacağınızı belirlemenizde size yardımcı olabilir.
Amerika'da okumak için on sebep
- Amerika Birleşik devletleri yabancı öğrenci ve turistlerin en çok tercih ettikleri ülkelerin başında gelmektedir.
- ABD, dünyaca ünlü eğlence merkezlerine ve göz alıcı coğrafyaya sahip bir ülkedir.
- ABD, isteklerinize uygun olanı mutlaka bulacağınız çok sayıda kolej ve üniversite seçeneği sunar.
- Amerikan üniversitelerinin bir çoğu prestij sahibidir ve bu okullardan alınacak diplomalar dünya genelinde tanınırlığa sahiptir.
- ABD, dünyanın endüstri ve teknoloji alanında önde gelen ülkelerinden biridir.
- Hemen her okul ve bölümde yabancı öğrenciler için kontenjanlar bulunmaktadır.
- Çok çeşitli kültürleri potasında eriten ABD, ülkede bulunan 20 milyonu aşkın yabancı nüfusuyla kültürel zenginliğe sahiptir.
- Çoğu Amerikan okulu, endüstriyel ve ticari çevrelerle sıkı ilişkiler içindedir.
- Okulların kayıt - kabul şartlarının esnek oluşu, göz önünde bulundurduğunuz şartlara uygun bir okul bulmanız konusunda size ekstra şans sağlar.
Bir Amerikan okuluna kaydolarak kampüslerde sunulan öğrenci etkinliklerine katılma ve organizasyonların bir parçası olma fırsatı elde etmiş olursunuz
Kültür şoku !!!!!!!!
ABD'de eğitim almak istiyorsanız ve ABD'nin eğitim sistemi ve üniversiteleri hakkında hiçbir fikriniz yoksa aradığınız her türlü bilgiyi bu bölümde bulabilirsiniz.
- Amerikan kültürünü benimsemek
- Kültür şoku
- Eve döndüğünüzde
Amerikan kültürünü benimsemek
Kendinizi yalnız ve dışlanmış mı hissediyorsunuz? Yeni arkadaşlıklar kuramıyor musunuz? Eve mi dönmek istiyorsunuz? Bu kadar karamsar olmayın ve hemen pes etmeyin.
"Kültürel uyuşmazlık", ilk zamanlarda kendinizi kötü hissetmenize sebep olabilir. Amerikan gelenek ve görenekleri, Türkiye'ninkilerden olduğu kadar diğer ülkele geleneklerinden de farklı olduğu için yabancılara tuhaf görünebilir. Amerika'ya geldiğinizde sizden, her şeyi bilmeniz beklenmediğini bilmenizde fayda var. Dert etmeyin, öğrenecek çok zamanınız var.
Kültür şoku
Kültür şoku, pek çok insanın sandığı gibi ani olmaz, öğrenme sürecinin bir parçasıdır. Yeni yerinizde rahat hareket etmeye başlamadan önce bazı rahatsızlıklarla karşılaşabilirsiniz. Bu rahatsızlıklar, adaptasyon sürecinin başlangıcıdır. Hatırlanması gereken temel nokta, bunun herkesin yaşadığı normal bir süreç olduğudur.
Amerika'ya kıyafetlerinizi ve kişisel eşyalarınızı getirirken aslında yanınızda bir de görünmez kültür bagajı taşımış olacaksınız. Kültür bagajınız sizin için önemli olan değerleri ve kültürünüzdeki davranış modellerini taşımaktadır. Kişisel değerlerinizi ve bunların kültürünüzü nasıl etkilediğini anladıkça, dışarıda karşılaşacağınız kültürel farklılıkları görmeye ve anlamaya daha hazırlıklı olacaksınız.
Amerika'ya varır varmaz Türkiye'de kalan arkadaş ve akrabalarınızla nasıl ayrıldığınızı düşünmeye başlarsanız kültür şokuna zemin hazırlamış olursunuz. Yeni bir yere gittiğinizde sizi bazı sürprizlerin beklemesi çok doğaldır. İnsanlar hızlı konuşuyor ve yürüyor olabilirler, trafik işaretleri farklı olabilir vb. Bu tür farklılıkların görülmesi kolaydır ve çabuk öğrenilirler. Üniversite ve kolejinizdeki yerleşim düzenlemeleri, müfredatlar, kayıt ve diğer prosedürler size garip ve çelişkili gelebilir. Her okulda bulunan yabancı öğrenci ofisleri, bu tür sorunlarda gidilebilecek ilk müracaat merciidir.
Yeni bir coğrafyada yaşamak başlangıçta biraz şaşırtıcı olabilir ancak pek çok öğrenci bunu aynı zamanda neşeli bulur; yeni deneyimler, mekanlar, sesler, etkinlikler vb. Bu zaman içerisinde kendi kültürünüzle ev sahibi kültür arasındaki benzerlikleri aramaya ve teşhis etmeye meyilli olacaksınız. Kültürün olağandışı, ilginç, hoş veya garip olan farklı yönlerini sınıflandırabilirsiniz. İnsanları kampüs dışında tanımak için daha çok fırsatınız olacaktır. Bu tür fırsatları değerlendirerek yeni tanımaya başladığınız kültür hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.
Kültür şokunun etkileri
Zamanla daha çok faaliyete katıldıkça ve etrafınızdakileri tanıdıkça, benzerliklerden ziyade farklılıklar dikkatinizi çekecektir. Bu farklılıklar ilginç, garip ve hoş görünmekten çok sinir bozucu görünmeye başlayabilir. Küçük zorluklar ve olaylar, akademik ve sosyal hayatınızı nasıl götüreceğiniz konusunda sizi endişelendirebilir. Bu, kültür şokunun başladığı andır. Farklı öğrenci, öğretim görevlisi ve insanlarla tanıştıkça yavaş yavaş gelişecektir.
Terimin ilk etapta zihinde uyandırdığı kadar dramatik olaylar seyrek olsa da pek çokları için derece derece gelişen bu süreç "kültür şoku"adı verilen duygusal bir düzeyle neticelendirilir. Kültür şokunun yaygın belirtileri şunlardır;
- Aşırı ev özlemi
- Hoş olmayan sosyal olayları engelleme isteği
- Fiziksel rahatsızlık ve uykusuzluk
- Depresyon veya çaresizlik hissi
- Ödev hazırlama veya konsantrasyonda zorluk
- Espri yeteneğinizi kaybetme
- Sıkıntı veya bitkinlik
- Amerikan kültürüne karşı düşmanlık
Öğrenciler bazen bu belirtilerle karşılaştıklarında kültür şoku yaşadıklarını fark etmezler. Kültür şoku ile baş etmenin yolları vardır.
Kültür şoku ile başa çıkmak
En etkili yol canınızı sıkan olayda geri adım atmak, bir sebebe bağlamak ve uygun açıklama arayıp yanıtlamaktır. Şunları deneyin:
- Sizinle aynı durumda olan diğer insanlar nasıl davranıyorlar, gözlemleyin.
- Amerikalı veya aynı deneyimi yaşamış birine bu durumda ne yapacağını ve bunun Amerikan kültürü için ne ifade ettiğini sorun.
- Gelecekte nasıl davranacağınızı planlayın.
- Yeni davranışı test edin ve işe yarayıp yaramadığını anlayın.
- Gelecek sefer aynı durumda kaldığınızda öğrendiğinizi nasıl uygulayacağınıza karar verin.
- Kültürel adaptasyon sırasında kendinize dikkat edin.
- Kitap okuyun, video kiralayın, mümkünse küçük bir gezi yapın, egzersiz yapın ve dinlenin, eve mektup yazın veya telefon edin, iyi bir yemek yiyin ve arkadaşlarınızla hoşlandığınız şeyleri yapın.
- Amerikan kültüründe hoşlandığınız şeylere özel önem gösterin.
Can sıkıcı ve biraz korkutucu olsa da, yaşadığınız kültür şoku, yeni kültürü anlamaya başladıkça derece derece yatışır. Başkalarının size -sizin de onlara- karşı algılarınızın ve tepkilerinizin kişisel değerlendirmeler olmadığını, sadece kültürel değerlerdeki çatışmalar olduğunu anlamak yararlıdır. Kültürel değer ve davranışlardaki çatışmaların ne zaman ve nasıl olacağı konusunda deneyim kazandıkça zorlukları aşmak için yeni düzenlemeler yapmanız kolaylaşacaktır.
Kendi kültürümü kaybedecek miyim?
Bazı öğrenciler, Amerikan kültürüne adapte olunca kendi kültürlerini kaybetmekten korkarlar. Endişelenmeyin; asıl kültürünüzü kaybetmeniz imkansızdır. Yeni kültürleri öğrenmek, genelde, kendi kültürünüzün kıymetinin artmasını ve onu daha iyi anlamanızı sağlar. Kültür şoku, kültürel çatışma yığınlarından küçük başarı yığınlarına dönüştükçe, yeni kültür ile ilişkiniz daha etkili olacaktır. Yeni sosyal sistemi anlama ve yönetmede yeteneğiniz arttıkça garip görünen olaylar daha basitleşecektir. Nihayet derslerinizde en iyisini yapmaya başlayacak, sosyal hayata adapte olacak ve rahatlayıp deneyiminizin tadını çıkaracaksınız ve espri yeteneğinizi yeniden keşfedeceksiniz.
Yeni bir ülkedeki hayata alışmak heyecan, meydan okuma ve beklenilmedik olaylar demektir. Yapacağınız hiç bir hazırlık bu dönemi sorunsuz atlatacağınızı garanti etmez.
Her şeyi yerli yerine nasıl koyacaksınız?
Rahat bir zihne ve uyum sağlama duygusuna sahip olmak çok önemlidir. Bulutların içindeki gümüş rengine bakın ve ilk kez görüyormuş gibi bir süre bu manzarayı seyredin.
Dilinizi geliştirin. Günlük yaşamda kullanılan Amerikan İngilizcesinin buraya gelmeden önce öğrendiğiniz İngilizce'den biraz daha farklı olduğunu göreceksiniz.
Davet edildiğiniz küçük partilere ve toplantılara iştirak edin ve burada insanların nasıl davrandıklarını gözlemleyin. Fakat diğerlerine, onları gözlemlediğiniz izlenimini vermemelisiniz. İnsanlar kendilerini dikizleyen bir çift gözden hoşlanmaz. Kendi hemşehrilerinizle ve Amerika'daki diğer yabancılarla rahatça konuşun. Yabancı bir ülkede tek olmadığınızı anlayacaksınız. Daha çok şeyler öğrenmek ve daha neşeli bir yaşam biçimine daha yakın olmak için içinizde iyimser bir merak besleyin. Değişik insanları ve kültürleri oldukları gibi kabul edebilecek kadar açık olun. Tolerans altın kuraldır.
Eve döndüğünüzde
Süregelen tek şey değişimdir. Aileniz ve arkadaşlarınız değiştiğinizi düşünmektedirler. Siz de onların. Her şeyden sonra değişmiş olabileceğiniz gerçeğini kabul edin.
Akşam yürüyüşünüzde karşılaştığınız her kişiyi değişmediğiniz konusunda ikna etmek zorunda değilsiniz. Size yakın olanlarla rahatça konuşun. Sevdiklerinize yurt dışından ufak hediyeler getirin. Onlarla yurt dışında neler olup bittiği hakkında konuşun. Neler yapmaya çalıştığınızı onlara anlatmaya çalışın.
Master ve Doktora Genel Bilgiler
ABD'de eğitim almak istiyorsanız ve ABD'nin eğitim sistemi ve üniversiteleri hakkında hiçbir fikriniz yoksa aradığınız her türlü bilgiyi bu bölümde bulabilirsiniz.
- ABD'de lisansüstü öğrenim
- Lisansüstü programlar
- Okul seçimi
- Lisansüstü kabul şartları
- Kayıttan bir yıl nce
- Kayıt yılı
ABD'de lisansüstü öğrenim
ABD'de yaklaşık 1200 akredite eğitim kurumu lisansüstü öğrenim programı sunar. Bunların üçte biri doktora derecesi vermektedir. Doktora programı sunan enstitülerin çoğu büyük kamu üniversiteleridir. İster kamuya ait ister özel olsun, Amerikan enstitüleri özerktir ve kalite bakımından aralarında fark yoktur. Hemen her eyalet en az iki kamu üniversitesine finansal destek verir.
Üniversiteleri seçmek, başvuru ve kayıt işlemlerini tamamlamak, finansal yardım ve burs için müracaatta bulunmak vs. genellikle en az 12 ay alır.
ABD'de lisansüstü öğrenim pahalıdır. Geçim masrafları 9000 ila 15000 dolar arasında değişirken, yıllık öğrenim harçları 24000 dolara kadar çıkabilir. Bazı enstitüler lisansüstü çalışma yapan yabancı öğrencilere finansal yardım yapmaktadır. Bunların çoğu ihtiyaç eksenli olmaktan çok liyakat esaslıdır, öyle ki, sadece olağanüstü akademik başarı gösteren öğrenciler finansal yardım almayı umabilirler. Lisansüstü öğrenim gören yabancı öğrencilerin % 49'unun başlıca mali geliri kişisel ve ailevi kaynaklar ve % 36'sınını ise ABD kurumlarının sağladığı yardımlarıdır.
- Burslar ve diğer finansal yardımlar ABD'deki öğrenimin toplam masrafını karşılamaya yetmeyecektir. Ek parasal kaynaklar bulmanız gereklidir.
- Lisansüstü öğrenim aşamasında sporcu bursları mevcut değildir.
- Üniversitelerin başvuru ücretleri 25 - 90 dolar arasında değişir.
- Önde gelen ABD lisansüstü öğrenim kurumlarına giriş için sıkı bir rekabet vardır. En seçkin lisansüstü öğrenim okulları, başvuruların % 20'sinden daha azını kabul etmektedir.
- En az bir standart giriş testine girmeniz gerekecektir. Bu da yine 125- 210 dolar arasında bir meblağ tutacaktır.
- Yabancı öğrencilerin çalışma imkanları çok sınırlıdır ve ABD Immigration and Naturalization Service tarafından sıkı biçimde düzenlenmiştir. Çalışmak suretiyle geçinmeyi beklemeyin.
Öğrenci vizesi almadan önce, ABD konsolosluğuna, öğrenim ve yaşam giderlerinizi karşılamak için yeterli finansal kaynağa sahip olduğunuzu kanıtlamanız gerekir. Çalışmak suretiyle elde etmeyi umduğunuz muhtemel gelir, öğrenci vizesi almak için uygun bir finansal kaynak olarak kabul edilmez. Öğrenim harcı, konaklama, seyahat ve yaşam giderlerine ek olarak, sağlık sigortası için de para ayırmanız gerekir.
Lisans üstü eğitim sonunda çeşitli dereceler alınır. En yaygın olanlar sosyal bilimlerde yeterlilik (MA), teknik ve bilimsel konularda yeterlilik (MS), işletme (MBA), güzel sanatlar (MFA), hukuk (LLM), sosyal çalışma( MSW) ve eğitimde yeterlilik (EdS)'tir. Doktoradaki en yaygın bitirme dereceleri, çeşitli alanlarda (PhD), eğitim (EdD), hukuk (UD), bilim (DSc), din ve ilahiyat (DD)tır. Master öğrencileri genellikle bir ya da iki yıllık lisans üstü çalışmalardan sonra lisans üstü dereceler alabilirler. Doktora genelde beş veya yedi yılda tamamlanır. Eğer master derecesiyle doktora programına başlarsanız daha kısa sürede doktora eğitiminizi tamamlayabilirsiniz.
Lisansüstü programlar
Yüksek lisans (Master)
Mesleki master, belirli bir mesleğin icrası için gerekli özel beceriler kazandıran ve doğrudan çalışma hayatına yönelten "yaşamsal" bir derecedir. Mesleki master öğrenimi iş ve kamu yönetimi, sosyal işler, gazetecilik, halk sağlığı, uluslararası ilişkiler, şehir ve bölge planlaması, iletişim vs gibi alanlarda verilir. Bu tarz eğitim, temel derslerden oluşan bir yıllık öğrenime ilaveten bir yıllık özel bir çalışmayla iki yıl sürer. Tez hazırlamak gerekmeyebilir fakat staj ve alan çalışması yapmanız istenebilir.
Araştırma yüksek lisansları, yani MA (Master of Arts-Sosyal Bilimler Yüksek Lisansı) veya MS (Master of Science-Fen Bilimleri Yüksek Lisansı), araştırma ve bilim deneyimi sağlar. Araştırma yüksek lisansı genellikle doktoraya hazırlığın bir parçasıdır. Bazı önemli üniversiteler sosyal bilimler alanında, doktora yapma niyeti olmayan öğrencileri yüksek lisansa kabul etmezler. Doktoradan farklı olarak yüksek lisansta daha fazla ders görülür ve daha az araştırma semineri hazırlanır. Kapsamlı imtihanlar yapılmayabilir. MA ve MS derecelerinde hala bir tez hazırlamak gerekmekle birlikte, bazı kurumlar bundan vazgeçebilir.
Doktora
Doktora düzeyinde de mesleki dereceler ve araştırma dereceleri söz konusudur. En yaygın profesyonel dereceler tıpta MD ve hukukta JD'dir. Doktora programlarının amacı, belirli bir alanda araştırmacı bilim adamı yetiştirmektir. Doktora derecesi hem dersleri hem de araştırma projesini içerir. PhD derecesi kazanabilmek için genellikle tam gün dört yıldan altı yıla kadar öğrenim görmek gerekir. İlk iki yıl, öğrenciye akademik bir alanda kapsamlı bilgi verilmesi amacıyla dersler ve seminerler düzenlenir. Bu dönemi yazılı ve/veya sözlü imtihanlar izler
MBA programları
MBA (Master of Business Administration - İşletme Yönetimi Mastırı) işadamı ve iş kadınlarına yönelik geliştirilen lisansüstü bir yeterlik derecesidir. MBA programlarının amacı öğrencileri, bugünün rekabetçi dünyasında yönetim sorumluluğunu üstlenebilecek bireyler haline getirecek şekilde eğitmektir.
Çoğu MBA kursu iki yıl yerine bir yıl olacak şekilde yoğunlaştırılmış ve kısaltılmıştır. Bu değişim işletme öğrencisinin performansını zaman ve mukavemet açısından zorlamaktadır ancak nihayetinde iş hayatından uzak geçecek süreyi kısalttığından avantajlı kabul edilmektedir.
MBA derecesi edinmek ciddi bir yatırım gerektirmekle birlikte, daha iyi ücret ve iş şartlarına sahip olmanın da ön şartıdır. MBA mezunlarının diğer okul mezunlarına göre daha kolay iş buldukları, daha yüksek pozisyonlarda ve ücret düzeyinde iş hayatına adım attıkları bilinmektedir. Çoğu işletme okulu, yeni mezunlara iyi bir iş hayatı sağlamak için faal olarak çalışan istihdam servislerine ve mezunlar kulübüne sahiptir. MBA programına devam ederken, sağlanacak irtibatların öğrencinin iş hayatındaki en önemli bağlantılara temel oluşturacağı da herkesin paylaştığı bir tecrübedir. Bu konuda İşletme & MBA bölümümüzden ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.
Okul seçimi
ABD'de lisansüstü eğitim sunan 1200 üniversitenin 430'u PhD programı düzenler. Okul seçerken öncelikle ilgi alanınızı dikkate almalı, okulun büyüklüğünü ve coğrafi konumunu göz önünde tutmalı ve yabancı öğrencilere finansal yardım yapıp yapmadıklarını hesaba katmalısınız. Bunlara ek olarak öğretim üyelerinin kalite ve ünlerini, okulun kütüphanesini, bilgisayar ve laboratuar imkanlarını ve programların ayrıntılarını değerlendirmeye almalısınız.
Lisansüstü kabul şatrları
Kabul şartları kurumsal ve bölümsel olmak üzere iki türdür. Kurumsal şartlar okul tarafından belirlenir ve bütün öğrencilere uygulanır. Kurumsal olanlara göre daha özel nitelikteki bölüm şartları ise adayın söz konusu öğrenim alanına kabulünü belirler. Kurumsal şartlar arasında şunlar yer alır:
Dört yıllık bir lisans öğrenimi belgesi: Başvurduğunuz okullar resmi not çizelgeleri (transkript) de isteyebilir.
Destekleyici referans ve tavsiye mektupları: Profesör veya öğretim görevlilerinden alınmış iki veya üç mektup gerekebilir.
Başvuru yazısı/essay: Bir başvuruda sonucu belirleyici faktör olabilir. İçeriği genel ve kapsamlı bir şahsi tanıtım veya okulun yönelttiği sorulara özel cevaplar şeklinde olabilir
.
Giriş testi puanları: ABD üniversiteleri tarafından istenen bütün standart testler için Kayıt ve Enformasyon Bültenlerini AAEF'den temin etmek mümkündür. Test hazırlık materyalini de aynı yerden sağlayabilirsiniz. Her üniversite test şartlarını açıklar; en yaygın olanları şunlardır:
(GRE - Graduate Record Exam): Genel Test, uzun bir zaman diliminde edindiğiniz sözel, sayısal ve analitik düşünme yeteneğinizi ölçer. Konu Testleri ise belirli bir öğrenim alanındaki başarıyı değerlendirir.
(GMAT - Graduate Management Admission Test): Bu test, uzun bir zaman dilimi içinde gelişen sözel, matematiksel ve analitik yazma becerilerini ölçer ve genellikle lisansüstü yönetim okullarına giriş için istenir.
(TOEFL - Test of English as a Foreign Language): Bu test, ana dili İngilizce olmayan öğrencilerin İngilizce yeterliliklerini ölçer.
Sınavlar konusunda sitemizde ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.
Başvuru işlemleri
Amerikan akademik yılı Eylül'den Mayıs'a kadar devam eder. Öğrenime başlayacağınızı umduğunuz zamandan en az 12 ay (15-16 ay daha isabetli olacaktır) önce araştırmanıza başlamanız en iyisidir.
Kayıttan bir yıl önce
Nisan-Haziran
İlgilendiğiniz alanda lisansüstü programlar sunan kurumları araştırmaya başlayın ve üniversite dışı muhtemel finansal yardım imkanlarını gözden geçirin. Sizi kabul edecek üniversite aynı zamanda finansal yardımda da bulunsa bile, bu bütün öğrenim ve yaşam giderlerinizi karşılamaya yetmeyecektir.
Temmuz-Ağustos
Bu dönem boyunca, hangi standart kabul testlerine girmeniz gerektiğini belirleyin ve kaydınızı yaptırın. Yabancı öğrenci başvuru formlarını doğrudan her kurumun Graduate Admissions Office'inden istemeniz gerekir. Mektup, faks veya e-posta yoluyla başvurmayı düşündüğünüz program hakkında temel ayrıntıları öğrenin. Üniversite genellikle fiyatlar, kabul şartları, vizeler vs hakkında bilgi gönderir. Ağustos sonuna kadar, resmen başvurmayı düşündüğünüz beş-altı kurum belirlemeniz iyi olur.
Eylül-Aralık
Eylül ve Aralık arasında başvuru formlarını dolduracak, giriş testlerine girecek, seçtiğiniz okullara göndereceğiniz referans mektuplarını ve orijinal transkriptlerinizi temin edecek, ve burs bulmaya çalışacaksınız. Son başvuru tarihlerine dikkat edin. Bu tarihler değişmekle birlikte genellikle Aralık ve Mart ayları arasındadır. Belirtilen tarih genellikle başvuruların ve diğer belgelerin (referanslar dahil) kabul edildiği son gündür. Pek çok okulda "roling admission" politikası uygulanır, yani başvurular, alınış sırasına göre değerlendirilir. Böyle bir kabul sürecinin işlediği okulda son başvuru tarihi Nisan başı olabilir, fakat başvurular hemen değerlendirmeye alınacak ve Kasım ayı ortasında kabul kararları belli olacaktır. Başvuru formlarını doldururken "statement of purpose"(amaç beyanı) veya essay yazmaya özel önem verin. Çoğu üniversite için bunlar başvurunun önemli bir parçasıdır. Amaç yazısında, aşağıdaki hususları ifade edeceksiniz:
- Lisansüstü programla ilgisi bulunan araştırma ve çalışmalarınız.
Söz konusu üniversiteye olan özel ilginiz (üniversite ve bölüme dair bilgilerinizi ekleyebilirsiniz).
- Lisansüstü öğreniminizle ilgili kişisel, akademik ve mesleki hedefleriniz.
- Sizi diğer adaylardan ayıran özellikler ve diğer ilgili bilgiler.
Kayıt yılı
Mart-Mayıs
Kabul teklifi, şayet mevcutsa üniversitenin size sunmak üzere hazırladığı finansal yardımın ne kadar olduğunu içerir. Bir kabul teklifini onayladığınızda, size kabul teklifi getiren diğer okullara, cevabınızın menfi olduğunu bildirmelisiniz.
Haziran-Ağustos
Devam edeceğiniz okuldan, kabul edildiğinizi gösteren belgeyi (ya I-20 formu ya da IAP-66) aldıktan sonra vize için başvurabilirsiniz. İki tür öğrenci vizesi vardır: F-1 ve J-1. J-1 "exchange visitor" vizesi sadece ABD hükümeti, bir akademik kurum veya bir başka sponsor organizasyon tarafından desteklenen öğrencilere verilir. Mesela Fullbright burslarını kazanan öğrencilere J-1 vizesi verilir. F-1 öğrenci vizesini almak için kabul edildiğiniz okulun vereceği I-20 formuna ihtiyacınız olacaktır. F-1 vizesi için başvuranlar, tam finansal desteğe sahip olduklarını ispatlamak zorundadır. Beraberinizde götüreceğiniz, size bağlı kimselerin ABD'de çalışması yasaktır. F-1 vizesi düzenlemeleri, kampüs dışı çalışmayı sınırlandırır. Bir Amerikan işçisine ve öğreniminize mani olmayacak şekilde haftada 20 saate kadar kampüs içinde çalışmak mümkündür.
IAP-66 formu, J-1 vizesi başvurusu için gereklidir. J-1 vizesi sahibi bir öğrencinin aile bireyleri ABD'ye varıştan sonra çalışma izni için başvurabilirler, fakat bu hemen mümkün olmayabilir. J-1 vizesi sahibi öğrenci öğrenim programını kesintiye uğratmamak kaydıyla, kampüs içinde çalışmaya otomatik olarak izinlidir. Kampüs dışı çalışmaya belirli şartlar dahilinde izin verilir.
Öğrenciler her iki vizeyle de öğretim veya araştırma asistanı olarak çalışabilir. Bu çalışmalar için Immigration and Naturalization Service tarafından önceden onay gerekmez, çünkü bunlar, öğrenim programının tamamlayıcı bir parçası olarak kabul edilir. Her iki vize de, öğrenimin tamamlanmasından sonra belirli şartlar altında pratik eğitim ve iş tecrübesi imkanı sunar.
Konaklama
Genel Konaklama İmkanları
ABD'ye vardıktan sonra yapmanız gereken ilk şeylerden birisi yaşamak için bir yer bulmak olacaktır. Bu bölümde, araştırmalarınızın başarılı olmasını sağlayacak birkaç tavsiye bulacaksınız.
Anaokulundan on ikinci sınıfa kadar: Çoğu özel okulun yabancı öğrenciler için okul yurdu bulunduğu gibi yaşça büyük öğrenciler için aile yanında konaklama imkanı da vardır. Öğrencinin akrabaları varsa konaklama konusundaki şansı daha fazla olacaktır.
Community kolejler: Genellikle konaklama imkanı sunmazlar. Ancak kolejlerdeki konaklama koordinatörlerinin yardımıyla aile yanında konaklama imkanlarını araştırmak gerekir.
Üniversiteler: Üniversiteler genellikle yabancı öğrenciler için konaklama imkanına sahiptirler. Bu konaklama okul yurdunda olabileceği gibi aile yanında da olabilir.
Özel mesleki üniversiteler: Bu kurumlarda genellikle konaklama imkanı mevcut değildir.
Kalacağınız yeri araştırmaya başlayın. Bu araştırmayı dikkatlice yapmak için biraz zaman ayırın. Doğru yeri seçmeniz sadece yaşamınızı kolaylaştırmayacak, aynı zamanda paranızın boşa gitmemesini sağlayacak. İşte bilmeniz gereken bazı şeyler:
İşe okulun materyalleri ile başlayın; bu kaynaklar mevcut kampüs içi ve dışı konaklama yerlerinin iyi araştırılmış, güncel bir listesini sunar. Bununla birlikte, sadece okulun verdiği bilgilere güvenmeyin. Her ne kadar çok iyi niyetli olsalar da, okulun mevcut öğrencileriyle konuşmak ve kampüsü ziyaret etmek suretiyle neye ihtiyaç duyduğunuz hakkında çok daha iyi bir fikir edinebilirsiniz.
Kampüs içi ve dışı konaklama yerleri arasında seçim yapın:
Kampüs içi: Daha ucuz bir seçenektir ve ulaşım kolaylığı sunar, bazen mobilyalı odalar ve bütçenize uygun uygun yemek bulabilirsiniz, fakat daha az rahatlık ve kolej çevresinin keşmekeşi söz konusudur (mesela partiler, gürültü).
Kampüs dışı: Daha fazla seçenek, daha fazla rahatlık, sessiz ve dinlendirici bir ortam ancak daha yüksek fiyatlar ve daha zor ulaşım kampüs dışı konaklamanın artı ve eksileridir. Farklı apartmanları kıyaslarken, elmalarla elmaları karşılaştırdığınızdan emin olun. Bazıları ısıtma, park vs.gibi olanaklar ihtiva ederken, bazılarının böyle özellikleri yoktur. Kolaylık ve rahatlıkları kontrol edin. Çamaşır yıkama imkanları, park, toplu taşıma, ısıtma, havalandırma vs.
Kampüs dışı apartmanların kirası genellikle 1 yıllıktır, fakat sizin muhtemelen sadece 9 ay konaklamanız gerekecektir. Kira sözleşmesini doğru süre için imzaladığınızdan emin olun. Ayrıca, bazılarının 1 yıldan az kira için ek bir ücret alacaklarını aklınızda tutun.
Oda arkadaşı bulmak için okula başvurun.
HOMESICK : SILA ÖZLEMİ
Farklı bir dil, farklı tatlar, farklı kokular, yabancı yüzler... Tüm bunlar, yepyeni bir dünyanın keşfedilmeyi bekleyen cezbedici özellikleridir. Yabancı bir ülkeye ailenizden, evinizden ve alıştığınız ortamdan ilk defa uzun süre için ayrılarak gidiyorsanız kuşkusuz bu heyecan dolu bir sürecin başlangıcıdır. Kendinizi bu sürece tam anlamıyla hazır hissediyor olsanız dahi, ilk ayrılık zordur ve bu zorluğun hissettirdiklerini herkes az yada çok yaşamaktadır.
İngilizce’de homesickness; uzaktayken eve, aileye ve bağlı olunan şeylere karşı duyulan güçlü özleme karşılık olarak kullanılır. Almanca karşılığı “heimwee”(yuva acısı), Fransızcası “mal du pays” (ülke hastalığı), İspanyolcası “el mal de corazon” ( yürek acısı)’dur. Türkçe karşılığı için, aslında çıkış noktasına dayanarak “nostalji” kelimesini kullanabiliriz, zira İsveç bir tıp öğrencisi olan Johannes Hofer 1688 yılında kelimeyi, iki yunanca kökten; nostos(eve dönüş) ve algos(acı/özlem) köklerinden türetmiştir. Kelimenin ilk türetildiği zamanki anlamına, “bir insanın, anavatınına dönme isteğinden ve onu bir daha görememe korkusundan kaynaklı çektiği acı” diyebiliriz. Daha sonradan nostalji kelimesi günümüzdeki “geçmişe duyulan özlem, geçmişi arama” anlamını kazanmıştır, ki temelde ilk anlamından çok uzakta değildir. Tanzimat döneminde kelimenin Osmanlıca karşılığı, Arapça hastalık anlamındaki “dâ” ve Türkçede anayurt anlamına gelen “sıla” kelimelerinden türetilerek “daüssıla” olarak çevrilmiştir. “Sıla özlemi” kavramını kullanmak uygun düşebilir ama genel geçerliliği olan bir kavram kullanmak adına homesickness kavramını kullanalım.
Homesickness, genellikle kişinin aileden ve alıştığı ortamdan ilk uzun süreli ayrılığından kaynaklı stres ve fiziksel bozukluklarla kendisini gösterir. Özlem duygusuna sıklıkla endişe ve depresyon eşlik eder. Bu semptomlar hafiften şiddetliye değişir. Genelllikle uzun süreli seyahatlerde ortaya çıkar, tanımadık çevre yada yabancı kültürel koşullar şiddetini arttırabilir. Özellikle gençlerde sık görülür. Genç insanlar, okuldaki ilk günlerinde, yaz kamplarında yada aileden uzak uzatılmış bir yaz tatilinde, korku, çaresizlik ve ayrılma korkusu hissini tecrübe edebilirler. Bir çok yatılı okul yada üniversite birinci sınıf öğrencisinin ilk ayları bu duyguyla mücadele etmekle geçer.
Bu ayrılık yurtdışında yaşandığı takdirde, ortam değişikliğine bir de “kültür şoku” eklenir. Yurtdışında uzun vadeli geçireceğiniz sürenin ilk gününden itibaren yaşanabilcek olan homesickness aşamalarını, yeni bir kültüre uyum sürecini şöyle sıralayabiliriz:
Bu süreç ilk günlerin heyecanı ile geçer, kursa yada okula başlama, kalacağınız yere yerleşme gibi işlerle uğraşırken düşünmeye çok fırsatınız olmaz.
Günler geçipte turist olmaktan çıkmaya başladığınızda, kültürel farklılıklar belirginleşir ve kültür şoku yaşanır. Kendi kültürünüzle, bu yeni tanıştığınız kültür arasındaki farkları teker teker görmeye başlarsınız. Herşey farklıdır, sizi bir aydan uzun süredir tanıyan hiç kimse yoktur. Uzaklardaki eviniz her geçen gün gözünüze daha bir sıcak daha bir güzel görünür. Kendi kültürünüze ait objelere, yemeklere normal de verdiğinizden fazla anlam yüklemeye başlarsınız, bu da sizin yeni kültüre uyumunuzu zorlaştırır.
Kültürel farklılıkların hergün karşınıza çıkardığı yeniliklere alışmaya başlarsınız. Sonuçta günler birbirini kovalamaktadır ve öyle yada böyle kendinizi orada kalmaya ikna etmektesinizdir.
Yeni kültürün bir parçası olamayacağınıza inanmışsınızdır, çektiğiniz yabancılık hissi, içinize kapanmanıza neden olur. Büyük oranda algılarınızı kapatmışsınızdır. Bu yeni ülkede geçireceğiniz süre bitene kadar katlanabilceğinizi düşünürsünüz.
Psikolojik izolasyon sürecini, değişken olmakla birlikte genelde hızlı bir uyum süreci ve kabullenme izler. Uyum sağlayamadan geçirdiğinizi sandığınız başlangıçtan itibaren geçen tüm zamanın aslında sizi gün be gün yeni kültüre hazırladığını farkedersiniz ki bu peşi sıra sosyalleşmeyi ve mutluluğu getirir. İçinde bulunduğunuz yeni mekanda da izler bırakmaktasınızdır ve yeni alışkanlıklarınız oluşmaktadır.
Uyum sürecinin çeşitli aşamalarında semptomlar duygusal, bilişsel yada psikolojik olabilir. Alışılmadık vakalarda, fiziksel sağlık problemleri, homesicknessın belirgin semptomlarına eşlik eder. Bir çok insan homesicknessı, evde olma isteği ve özlemi, devamlı aileyi, eşi, akrabaları, arkadaşları ve onların tanıdık ortamlarını özleme olarak tarif eder. İnsanlar duygularını, derin mutsuzluk, depresyon, asabiyet, sinir yada umutsuzluk olarak tarif edebilirler. Fiziksel semptomlar orataya çıktığında, şikayetler bilindik stres tepkilerine benzerdir.
Homesick’ın belirtilerini şöyle sıralayabiliriz:
- Hafif hastalıklar
- Uyku bozuklukları, baş ağrısı, kas gerginlikleri
- İştah kaybı
- Alkol ve tütün kullanımında artış
- Mide problemleri, kusma, ülser, ishal
- İçine kapanma ve yalnızlık
- Konsantrasyon zayıflığı
- Kandırılma, incitilme ve soyulma korkusu
- Temizliğe aşırı ilgi
- Benzer pozisyondaki arkadaşlara aşırı bağlılık
Homesicknessın semptomlarının , bununla baş etme yollarının özel durumlarla ilgili olduğunu unutmamalıyız. Farklı insanlar homesicknessı farklı deneyimler ve onunla farklı şekillerde başa çıkar.
Homesickness ile baş etme noktasında unutmamanız gereken şey, yaşadıklarınızın normal olduğu ve sonsuza kadar sürmeyeceğidir. Uyum süreci size acı verebilir ama başka hiçbir yoldan öğrenemeyeceğiniz bir hayat tecrübesidir. Size daha az negatif olmayı, hoşgörüyü öğretecektir. Kendinizi tanımanız için elegeçmiş bir fırsattır. Bu süreci mümkün olduğunca çabuk atlatmak için şu yöntemleri izleyebilirsiniz:
- Kendinizi meşgul edin, haftanızı planlayın. Size gelen teklifleri sıkıcı olduğunu ve iyi vakit geçirmeyeceğinizi düşünseniz dahi reddetmeyin. Yeni bir ortamda ne zaman karşınıza ne çıkacağını bilemezsiniz.
- Kendinize hedefler belirleyin. Örneğin o ülkenin gezmek istediğiniz bir bölgesini görebilmek için para biriktirin. Yeni çevrenin farklılıklarını, güzelliklerini keşfedip keyfini çıkarın.
- Her gün yeni tabirler öğrenin. Bir dili öğrenmek o kültürün bir parçası olmanın anahtarıdır. Algılarınızı açık tutun. İlk başlarda öğrenmiyorum zannettiğiniz anlarda dahi, aslında o dile ait yeni tabirler biriktiririsiniz.
- Günlük fiziksel egzersizler planlayın. Sağlığınız yerinde olduğu sürece uyumunuz hızlanacaktır. Her gün bulunduğunuz bölgede yapacağınız yürüyüş, sizi rahatlatacak, çevrenizdeki yenilikleri keşfetmenize yardımcı olacaktır.
- Yeni fikirlere ve kültürlere açık olun. Size çok ters geldiğini düşündüğünüz bir hareketin bir düşüncenin, o kültür için normal bir davranış olduğunu görebilirsiniz. Önemli olan karşılıklı iyi niyettir, hoşgörülü olmaya çalışın.
- Bir arkadaşınızla hissettikleriniz hakkında konuşun. Karşılıklı deneyimlerin paylaşılması çok önemlidir. Sıkıntılarınızı kendinize saklamak yerine paylaşırsanız, daha kolay baş edebilirsiniz.
- Ailenizle, arkadaşlarınızla haberleşin. Yaşadığınız yeni tecrübeler, onların da ilgisini çekecektir ve yaşadıklarınız paylaştıkça sizin gözünüzde de güzelleşecektir. Yıllardır ayrılmadığınız ailenizden ve dostlarınızdan ayrı geçireceğiniz bu sürecin de başlı başına yeni bir tecrübe olduğunu unutmayın, bu deneyimi en güzel şekilde değerlendirmeye çalışın.
Yurtdışında geçireceğiniz süre size çok uzun bir zaman dilimi gibi gelse de aslında göz açıp kapayıncaya kadar geçecektir. Özellikle uyum süreci sonrasında zaman daha da çabuk akar. Hep orada yaşayacakmışsınız hissine kapılıp, yapmak istediklerinizi ertelemeyin. Ancak kendinizi hergün yeni bir şey yapmak yada hergünü yararlı bir şekilde geçirmek zorunda da hissetmeyin. Sonuçta oradaki yaşam geçici bir süreliğine de olsa gündelik hayatınızdır ve evde hiç birşey yapmadan uzanıp televizyon izlemek istediğiniz günleriniz de olabilir.
Yurtdışında geçireceğiniz ilk aylar, kendi kültürünüze ait öğeler aramakla geçer, benzerliklerin izini sürersiniz. İnce belli bardakta çay bulamazsınız belki ama poşet çayda o tadı ararsınız. Benzerini bulunca da belki yenilikleri gördüğünüzde yaşadığınızdan daha büyük bir heyecan duyarsınız. Bazen içinde yaşadığımız kültürün, ortamın bize güzel gelen yanlarını keşfetmemiz için biraz uzaktan bakmamız gerekir. Uzakta geçirilen uzunca bir süre, hem yenilikleri hem eskinin değerini anlamak hem de kendimizi keşfetmek için büyük bir şanstır. Önemli olan her dakikasının tadını çıkarabilmektir. |